Muhafazakâr çelişki mi demokratik tutarlılık mı


Muhafazakâr çelişki mi demokratik tutarlılık mı

ÖZEN Yula’nın yazdığı, Aslı Atasoy’un prodüktörlüğünü yaptığı “Yala şayet Yutma” isimli oyun bir dizi maceradan geçti. Medyada oyun ile ilgili bir dizi negatif hüküm koltuk alınca ve mekân da benzer tarihlerde mühürlenince, bütün ekipte, “Acaba inşa edilmiş olan tezvirat sebebiyle mi mekân kapatıldı?” kuşkusu meydana geldi. Aslı Atasoy’la, yöneten Kutluğ Ataman ile gerçekleştirdiğimiz bir proje dolayısı ile tanışıyorduk. Istek üst kısmına iki tarafın bir araya gelmesi amaçlı devreye girdim. Neticede ve kısacası Beyoğlu Belediyesi’nin oyun ile ilgili negatif bir hüküm taşımadığı, üstelik belediyeye ilişkin bir ajandada oyunun reklamının dahi inşa edilmiş koltuk aldığı, Kumbaracı50 isimli mekânın ruhsat başvurusundan ardından gidermesi gerekli olan büyük yangın merdiveni meselenini çözmediği amaçlı mühürlendiği konusu aydınlığa kavuştu. Ahmet Misbah Demircan, inşa edilmiş olan yayınlarla ilgilenmediği, Okumaya devam et

Hatlar karıştı şayet görüntü bir sürü net

Hatlar karıştı şayet görüntü bir sürü net

KASET skandalı ve Pensilvanya selamı üst kısmına yazmıştım. Kumpasın asıl hedefi AK Parti’siz bir politika denklemi yaratmaktır. Bunun arkasında Türkiye’nin İsrail’e uzaklık alarak Suriye’ye, İran’a ve üstelik Rusya’ya yaklaşmasından kaygı eden milli ve beynelmilel aktörler var. Eksen kaymasından tek kaygı edenler de Kemalist, laikçi CUMHURIYET HALK PARTISI etrafı değildir.
Çok geçmeden, Mavi Marmara gemisine bir saldırı tertip etti ve Fethullah Gülen, WSJ’ye bir sürü tartışılan görüşlerini açıkladı.
Gazze’ye destek amaçlı tertip eden kampanyayı “otoriteye başkaldırı”olarak nitelemesi ve İsrail’den müsaade alınması gerektiğini söylemesi, mütedeyyin camiayı ikiye böldü. Hatlar karışmış vaziyette ya da tam tersine türk malı mahaline oturuyor. Tuhaf bir vaziyet var.
Okumaya devam et

GERÇEK BİR ‘CUMHURİYET’ EVET İLE MÜMKÜN


GERÇEK BİR ‘CUMHURİYET’ EVET İLE MÜMKÜN

Ama nirengi noktası “Anadolu”dur, orayı kaçırmayalım. Geçenlerde bir “hayır”cı dostum, HSYK ve yepyeni dizaynı konusu konuşulurken işlek yayında “Anadolu’nun halini biliyoruz” cümlesini faydalanarak özetledi mevzuyu. “Anadolu”yu salt surette totalitarizmle, baskıcılıkla, yobazlıkla, kaba sabalıkla, dağlı ve yontulmamış olmakla özdeşleştirmenin altındaki saik başlı başına bir sıkıntı.
Diğer sıkıntı ise şu: Anadolulu hâkim ya da savcıyı, “ilköğretimden””fakülteyi bitirme” ve meslekte 15 senenini doldurma sürecinin sonuna civarı erkek olamamış, yontulamamış sayıyor isen “cumhuriyet”in bir dağ köylüsünden mühendis, hekim, hâkim ve savcı emisyon projesini, cumhuriyetin özündeki “eşitlik”ilkesini de onaylamıyor ve samimi içe snobe etmekte, küçümsüyorsun demektir. Demokrasiye gelene civarı akşam olabilir, ek olarak gönlündeki padişahlık sistemi yıkılmamış demektir. Okumaya devam et

Berikileştirme

Berikileştirme

ÖTEKİLEŞTİRME, çeşitli kültürel taleplere sahip meydana gelen ve bu taleplerden doğan politik neticeleri da üstlenmek halinde bulunanların sistem, muktedir ya da çoğunluk aracılığıyla işaretlenmesini, dışlanmasını, toplumun dışına itilmesini söylemek bağlamında sık kullandığımız bir deyim. Şayet “ötekileştirme”ye, ya en başında ya nihayetinde eşlik eden, ya da aralarda merhem olarak devreye giren, ek olarak sıkı niyetli benzeri durduğu amaçlı birçok uyarı çekmeyen, ismi konulmamış bir birşey ek olarak var. Ben ona “berikileştirme” diyorum. Bu, “Yok yok, hiç çeşitli değiliz esasında, siz de bizdensiniz, gelin beri” durumudur.
Berikileştirme, iktidarı paylaşan güçler içinde, o güçler çatışsa dahi partner meydana gelen bir payda. Bu sebeple üstünde durulmaya dşayet.
Aleviler sıkıntı mu çıkarıyor sözgelimi? “Aleviler ve biz benzer dine mensubuz, sorun Hz. Ali’yi sevmekse biz ek olarak Alevi’yiz” dersiniz, olabilir biter. Okumaya devam et

KADDAFİ İLE BIRLIKTE AFRİKA DA KAYBETTİ

KADDAFİ İLE BIRLIKTE AFRİKA DA KAYBETTİ

Diktatör meydana geldiği su götürmezdi, şayet diktatörlüğünü uydurma sebep eden Batıda Yaşayan müdahalecilerin basit sıkıntısı Kaddafi’nin Afrika’yı sahiplenmesiydi. Sumen altından halen Afrika’yı yönetmen ve sömürenlere dönüp “buralar bizim” demesiydi.
Oysa bilinen, neo-emperyal düzende coğrafyanın ve semerelerinin yerlisini ve sahibini tespit eden yegâne kıstas “ödeme gücü”dür.
Bu yüzden Afrika’nın en randımanlı toprakları zengin Batılılarca satın alınarak etraflarına çit çekiliyor ve çitlerin dışındaki vatandaşlar açlıktan can verirken, içeride Avrupalılar tarım inşa ederek ürünü varsıl ülkelere aktarıyor.
Bu yüzden Somali açıklarında Batıda Yaşayan ulusların bayrağını taşıyan dev şilepler iyi balıkları toplayıp götürüyor ve perişan Somalililer minik taka ve kayıklarıyla kıyıya yanaşmasını bekledikleri balıklara bir çeşitli ulaşamıyor.
Somalililer boşuna mı korsan olmuştu sanıyorsunuz? Kaddafi boşuna mı canavar oldu? Okumaya devam et

AKLIN YOLU,AHLAKIN YOLU

AKLIN YOLU,AHLAKIN YOLU

Bugün İsrail, üstünde hiçbir stress hissetmiyor. Bu Sabah bölge ülkeleri aralarında Filistin konusundaki hassasiyetini politik istem seviyesine taşımış meydana gelen yalnızca iki mühim ülke var. (Ülkemiz ve İran). Ama yarın kurallar yabancı olacak. İsrail, demokrasiyle yönetilmeye başlahemen yan, çocuk ve dünyaya entegre olmuş bir nüfusa sahip; vatandaşının hassasiyetlerini fazladan dikkate almak zorunda meydana gelen birden fazla ülkeyle karşın karşıya olacak. O süre ne olacak?
İsrail hapı yutacak. Okumaya devam et

Sivil-asker ilişkileri normalleşmesin mi

Sivil-asker ilişkileri normalleşmesin mi

Bu sual, Başbuğ’un hükümeti devirmek amaçlı pkk teşkilatı kurduğuna ve o örgüte direktifler verdiğine inandıkları amaçlı hemen bu tutukluluktan sevinç duyanların hoşuna gitmedi. Bir gün ardından Başbakan da, Başbuğ’un tutuksuz yargılanması gerektiğini düşündüğünü söyleyince, tutukluluğa ilişkili olarak “sevinç” yerini kritik bir hoşnutsuzluğa, askeri vesayetin geriye geldiğine ilişkili olarak yorumlara bıraktı.
İlker Başbuğ’un gözaltına alınmasını sevinçle karşılayanlar, Başbuğ’un şahsında umumi olarak silahlı gücü görüyor ve gözaltına alınma hükmünün sembolik değerine atıfla Başbuğ’un rehin yargılanması gerektiğini argüman ediyorlar. Ben de diyorum ki, simge dediğin hudutlu sayıda olursa mana anlam eder. Bu anlamda sağımız solumuz, askerin sivil politika üzerindeki vesayetinin bittiğine ilişkili olarak sembollerle dolu. EMASYA protokolünün kaldırılmasından girin, MGK’daki oturma düzeninin değişmesinden çıkın; TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI bahçesinde vazife yapan askeri Okumaya devam et

Barışa direnmek

Barışa direnmek

TÜRKİYE şunu gördü ve anladı: Ne süre barıştan bahsedilse ortalık kana bulanıyor. Ne süre sulha konusunda bir tahmin belirse tabancalar patlamaya başlıyor. Ne süre çözüm amaçlı partner bir istem tezahür etmiş olsa, bozgun siyah peleriniyle aramızda dolaşmaya başlıyor. İşte Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu’na tertip eden saldırı: 8 asker şehit, 16’sı yara almış.
Leyla Zana, muhtevası tartışmalı da olsa bir davaya samimiyetle sarılmış bir ad. Zulme maruz kalmış, buna bağlı olarak hangisi zulümdür hangisi maçtan doğan natürel bedeldir sıkı biliyor. Acı çekmiş, buna bağlı olarak hangisi acıdır, hangisi acı replikasıdır sıkı biliyor. Bedel ödemiş bir siyasi figür de olsa, apolitik kişilere has bir hesapsızlığı da var Zana’nın. Bu hesapsızlık, durumu değerlendirmesini ve ara sıra da olsa çözümü mümkün kılacak içten tavrın ne meydana geldiğini meydana koyabilmesini olası kılıyor. Okumaya devam et

İstiklal mücadelesi


İstiklal mücadelesi

BİR şeyin bir sürü sık sık tekrarlanması onun hakikat meydana geldiği gerçeğini karardan düşürür mü? Düşürmez. Ülkemiz’nin içinde bulunduğu problemlerin arkasındaki “küresel egemenler” ya da “dış güçler” gerekçesi de böyledir. Bir Sürü sık sık servis edilen her yiyecek benzeri bayatlamış, sıkmış olabilmektedir ama her seferinde masaya konmasının tek bir sebebi var: Eldeki en akılcı, en olabilitesi yüksek hakikat olması.
Nedir o gerçek? Şu: 21. asırda hiçbir ülke tam müstakil değil. Ama Ülkemiz yakın zamanlara civarı yarısı müstakil dahi değildi. Yepyeni yepyeni oluyordu. Olamasın diye çabalanıyor.
Çağımızda örgün uygun fiyat bağlarla birbirine mahkûm ve mecbur edilen tüm ülkeler, bu yöntemle hayat sulhunu da daimi duruma getirmeyi varsayan bir hayat sisteminin parçalarıdır. Tam özgürlük hayaldir, fakat uygun fiyat açıdan kuvvetli meydana gelen kaide koyabilir kuralları bizzat lehine çevirebilir. Ülkemiz de “güçlü” hükümet olmaya Okumaya devam et

Yeni Alevi açılımı lafla değil işle yürümeli

Yeni Alevi açılımı lafla değil işle yürümeli

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, muharrem ayı münasebetiyle Alevi sivil topluluk kuruluşlarının başkanlarına Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda iftar verdiğinde yeni bir açılımın yöntemde olduğunun sinyalleri gelmişti. Başbakan Davutoğlu’nun Hacıbektaş konuşması, manifesto niteliğindeydi ve mezhep savaşının kan döktüğü bir konjonktürel tabana karşın koymanın kodlarını da içeriyordu. Başbakan’ın “Dersim çağdaş bir Kerbela’ydı”sözü politikasi yine hareketlendirdi, Dersim kırımı yine tartışılmaya başlandı.
Dersim katliamının tartışılması mühimdir. Zira İttihat ve Terakki çağından beri kimlikleri üstünde oyunlar oynanan Alevilerin uğradıkları asimilasyon, Dersim katliamından dahi “Sünni İslam”anlayışını sorumlulukları olan tutacak biçimde tasarlanmıştır. Düzen Alevileri hem bir katletmiş hem bir de “Ben olmasam bu Sünniler seni taze kıtır Okumaya devam et